Yeni kavramımız: AI-DLC (AI Driven Development Life Cycle).

Bu kulağa teorik bir şey gibi gelebilir ama aslında çok basit:

Süreci AI planlıyor, AI yürütüyor; insan yönlendiriyor, onaylıyor, doğruluyor.

Ve bu bence kötü bir şey değil. Aksine, gelişmek isteyen herkesin artık doğal olarak yöneldiği bir alan.


AI-DLC Nedir? Basitçe Anlatayım yani umarım..

Yıllardır alıştığımız klasik SDLC akışı hep aynıydı: analiz, tasarım, geliştirme, test…
Ama gerçek hayatta işler böyle değil. Her görev aynı değil. Bir bug fix ile yeni bir mimari kurulum aynı süreçten geçmemeli.

AI-DLC’nin yaptığı şey şu:

  • Göreve bakıyor,
  • “Bu ne kadar karmaşık?” diye değerlendiriyor,
  • Uygun süreci kendisi oluşturuyor,
  • Adımları Light / Medium / Deep derinlikte otomatik ayarlıyor,
  • İnsan onayı olmadan hiçbir şey ilerlemiyor.

En sade haliyle: AI yükü taşıyor, insan yönlendiriyor.


Neden Böyle Bir Şeye İhtiyaç Var Diyenlere?

Bugün “time-to-market” her şey demek. Fikir hızlı çıkmazsa anlamını yitiriyor.
Bir işi ilk çıkaran avantaj elde ediyor; geç kalan ise yalnızca “ben de yaptım” diyor.

Bu yüzden:

  • Gereksiz adımlar artık büyük bir lüks,
  • Sabit süreçler çoğu zaman hantallık yaratıyor,
  • Ekipler sürekli adaptasyona ihtiyaç duyuyor.

AI-DLC tam burada süreci hızlandırıyor, sadeleştiriyor ve optimize ediyor.


1811–1816 Luddite Hareketi benzeyen durum.

Bugünün “AI işimizi alacak mı?” tartışmalarının aynısı, yaklaşık 200 yıl önce İngiltere’de yaşandı.
Buharlı dokuma tezgâhları fabrikalara girdiğinde, dönemin dokuma işçileri işlerini kaybedeceklerini düşünerek makineleri kırmaya başladılar. Buna bugün “Luddite Hareketi” diyoruz.

Ama tarih gösterdi ki:

  • Teknoloji insanı yok etmedi,
  • Sadece iş tanımlarını değiştirdi,
  • Üretim arttı,
  • Maliyet düştü,
  • Yeni meslekler ortaya çıktı,
  • Teknolojiyi kullananlar ilerledi, kullanmayan geride kaldı.

Bu örnek aslında bize şunu söylüyor: Yenilikten korkmak ilerlemeyi durdurur.

Bugün “AI kullanmak ayıp mı?”, “AI yazdı derler mi?” gibi düşünceler, o dönem makineleri kıran insanların refleksinden çok farklı değil. Değiştiğimiz tek şey teknoloji.


AI Kullanmadan Utanmak Neden Gereksiz? (Gerçekten böyle bir şey var.)

Günümüzde hâlâ şöyle bir bakış var:

  • “AI ile yaptıysan değeri düşer.”
  • “O zaman sen yazmadın ki.”
  • “Bu gerçek bir emek sayılmaz.”

Bence bu düşünceler artık geçerliliğini tamamen yitirdi.

Bugün bir işi AI ile yapmak:

  • Süreci hızlandırmak,
  • Kaliteyi yükseltmek,
  • Tekrar eden işleri devretmek,
  • İnsan odağını yaratıcı kısma kaydırmak demek.

Bunda utanılacak hiçbir şey yok.
Tam tersine, bu bir gelişmişlik göstergesi.

Her dönem yeni teknolojiyi erken benimseyenler ilerledi; reddedenler ya hız kaybetti ya tamamen geride kaldı.


Bu Yazı Nasıl Yazıldı? (AI ile)

Şeffaf olayım: Bu yazıyı ben şöyle hazırlıyorum:

  • Bilgisayarımdan Notlok’u açıyorum,
  • Bir ses kaydı başlatıyorum,
  • Aklımdan geçenleri doğal haliyle konuşuyorum,
  • Notlok sesi metne çeviriyor,
  • Sonra AI’a sadece “anlamı bozmadan düzenle” diyorum.

Yani metnin özü, fikri, tonu tamamen bana ait.
AI sadece toparlayıcı bir editör gibi davranıyor.

Notlok bu anlamda benim günlük rutinimin parçası oldu.
Merak eden olursa açık kaynak kodu burada:
https://github.com/unkownpr/Notlok

🎙️ Notlok: Bilgisayarında Gerçek Zamanlı Ses Deşifre Eden Açık Kaynak Bir Hobi Projesi
Kendime geliştirdim, sonra da dedim ki: “Neden bunu açık kaynak yapmıyorum?”

Son Söz

AI-DLC sadece teknik bir terim değil.
Bu, dünyadaki değişim hızına uyum sağlama meselesi.

Yeniliklerden korkmak yerine onları öğrenmek, denemek ve doğru şekilde kullanmak gerekiyor.
AI kullanmak bir eksiklik değil; aksine, güncel kalmanın doğal yolu.

Ve bence artık kimse “AI ile yaptım.” demekten çekinmemeli.
Bu bir ayıp değil.
Bu bir hile değil.
Bu, çağın normalleşmiş hali.

Gelişmeyi seçmek, öğrenmeyi seçmek, yeni teknolojileri kullanmayı seçmek hiçbir zaman yanlış olmadı.

Bugün de değil.
Yarın hiç değil.

Buna ayak uyduramayanlara güzel bir müzik ile veda ediyim.


Kaynakça